Kıbrıs’ta Başkanlık sistemi denemeleri…

Kıbrıs’ın kuzeyinde siyasetin “sağ”ında yer alan dış kaynaklı artçı “darbe”lerden sonra, nihayet bir “hükümet” daha kuruldu…

AKP’nin seçtiği ve oraya oturttuğu yeni “Başbakan” parti başkanı değil…

Hatta son UBP kurultayında aday bile olmadı…

Bir önceki kurultayda ise beş adaydan biriydi ve beşinci gelmişti.

Sucuoğlu 2706 oy alırken, aniden Başbakan olarak atanan Ünal Üstel ancak 575 oy alabilmişti.

“Seçimleri, siyaseti, partileri değersizleştiren”, bu yeni siyaset “modeli” Kıbrıs’ın kuzeyinde 2020 Ekim ayından beri uygulanıyor…

Önce “biat” konusunda kendini kanıtlamış, TC’nin en tepesinden “onay” almış birileri saptanıyor…

Arkasından “Başbakanlık” makamına oturtuluyor…

Başbakan olan kişi, parti içindeki “kulis”lerin ardından parti başkanı yapılıyor.

Anlayacağınız, Osmanlı Paşasının gemi kaptanına dediği gibi “istim arkadan gelsin” metodu uygulanıyor…

Binlerce parti delegesi de, bu “senaryo”nun içinde “figüran” olarak yer almaktan zerre kadar çekinmiyor, sıkılmıyor…

Mustafa Akıncı’nın AKP ordusu tarafından “darbe” ile alaşağı edilip yerine Ersin Tatar’ın oturtulmasından bu yana sistem böyle çalışıyor…

“Bugün bana, yarın size” diyenlere ise “anavatan, bayrak, beka” sözcükleri ile saldırılıyor… 

Ne yazıktır ki, Kıbrıs’taki yerel siyaset, “heyula” gibi üzerine çökmüş dev bir “güce” karşı zerre kadar direnemedi.

Yenildi, döküldü, yerlere serildi…

Bir Tanrı’nın kulu siyasetçi de “Ben bu koşullarda siyaseti bırakıyorum” diyemedi…

UBP; 1976’dan beridir, Kıbrıslı Türkler’in “anavatana bağlılığı” üzerinden ayrıştırıcı siyaset yapıyor. “Üleştirme” üzerine kurulu bir siyasal anlayışla, milliyetçi kesimlerden oy devşiriyor ve Ankara’dakilerle kurduğu “biat” ilişkisi sayesinde kendini var ediyor.

Ama artık, bu biçimde “var” oluşu sıradan Kıbrıslı Türkleri bile rahatsız edecek boyutlara ulaştı.

Son iki yıl içinde yaşadıklarımız, siyaset tarihimizin herhalde en karanlık sayfaları olacak…

Tabii; sırada daha kötülerinin beklediğini hesaba katmazsak…

Son iki yılda yaşadıklarımız; doktora tezlerine konu olacak, hukuk ve siyaset fakültelerinde ders olarak okutulacak, ibret verici ipuçları içeriyor…

Anımsayalım: UBP’ye ilk “darbe” kurultay öncesi yapılmıştı. Sucuoğlu ile Hasan Taçoy 2. turda yarışacaklardı. Birkaç gün önce, ikisi birden, yazılı olarak adaylıktan çektirildiler…

Bu ilk “darbe” Hasan Taçoy lehine yapılmıştı. Taçoy’un AKP’deki destekçileri Sucuoğlu’nu “ikna” etmiş ve adaylıktan çekilmesini sağlamıştı.

Meydan Genel Sekreter Ersan Saner’e terk edildi. Seçimsiz “Başbakan” olarak atandı. Arkasından kurultay yapıldı, kendini koltukta oturur buldu.

UBP’nin siyaset yapma teknikleri içinde “Sin da gülle geçsin” önemli bir yer tutar.

“Gulle” geçer gibi olunca, Sucuoğlu sindiği “köşe”sinden çıktı ve yeniden aday oldu.

Kurultaya giderken Sucuoğlu, karşısında bir süre önce makama oturtulmuş Ersan Saner’i buldu. Bu hiç hesapta yoktu. Parti başkanlığına aday olma isteği Başbakan olduktan sonra nüksetmişti.

Tam da bu sırada Saner’in “kaset” skandalı ortaya atıldı. Saner, tası tarağı toplayarak kaçtı…

Başbakanlık da, parti başkanlığı da, daha sonra vekillik de hepsi gitti…

Yeni kurultayda Sucuoğlu önemli bir başarı sağladı. Yüzde 60’ın üzerinde oy aldı.

Ersin Tatar, “mecburen” Sucuoğlu’nu Başbakan olarak görevlendirmek zorunda kaldı. Oysa Sucuoğlu’nu hiç tutmuyordu. Hatta Başbakan iken onu görevden almak istedi ama başaramadı.

Sucuoğlu; Başkanlıkta “inat” ettiği için ve AKP’ye göre başka “suçları” nedeniyle üzeri çizilmişti. AKP’nin öfkesi bir türlü bitmedi. Sucuoğlu bunu görmüyordu.

Tahsin Ertuğruloğlu’nu kabine dışı bıraktı. Hükümeti güven oyu almış, göreve başlamıştı ki bir “darbe” daha…

Bir bakan istifa ettirildi ve vekil olmayan Ertuğruloğlu kabineye alındı.

Arkasından Sunat Atun’u görevden almak istedi. Tatar reddetti, hükümet istifa etti.

Olgun Amcaoğlu’na önce kabinede yer vermedi. Arkasından Maliye Bakanı yaptı.

Kurduğu yeni hükümete “güven oylaması”ndan bir gün önce, ortağı iki küçük particik üzerinden bir “darbe” daha geldi. 

Sucuoğlu aldığı bunca yaradan sonra bile istifa etmedi. Partideki desteği de sürüyordu…

AKP’nin son “darbe”si ise, Ünal Üstel oldu. UBP’nin başkanı olarak Sucuoğlu yerinde otururken, Tatar, Üstel’i Başbakan olarak atadı.

Şimdi, “hükümet Üstel’de, parti Sucuoğlu’nda” şeklinde bambaşka garip bir model yaratıldı.

Sucuoğlu’nun kabineden atmak istediği Sunat Atun, şimdi Maliye Bakanı…

Bunca siyasetçiyi “sok çıkar” metodu ile aşağılayan, değersizleştiren bir “model”i Kıbrıslı Türklere dayatmanın bir amacı olmalı…

AKP’nin, “ilhak” politikaları, bu topraklarda fiilen uygulanıyor ve yerel siyaset buna hiçbir biçimde karşı koyamıyor…

Geldiğimiz aşamada; UBP’de siyaset yapanların bu değersizleştirilmeyi içlerine kolayca sindirdikleri anlaşılıyor.

Görünen köy; burada “Başkanlık sistemi”nin dayatılacağıdır…

AKP, Kıbrıs’ın kuzeyini “vilayetleştirme”de başarılı olmuştur ve her türlü yeni “deneme” için de buradaki siyaseti bir “laboratuvar” olarak kullanacaktır.

TC’deki muhalif partiler artık kına yakabilirler.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.