Ersin Tatar, çizmeyi de 'takunya'yı da aştı…

14 Mart Tıp Bayramı töreninde de aynısını yapmıştı Bay Ersin Tatar…

Törene Türkiye’den konuk olarak katılan Türk Tabipleri Birliği’nin 2. Başkanı kürsüde konuşuyordu…

Türkiye’de sağlık alanında yaşadıkları sorunları anlatırken, TC Cumhurbaşkanı’nın adı geçer geçmez, Bay Ersin Tatar, oturduğu yerden bağırmaya başladı…

“Türkiye’nin bu konularını burada konuşamazsınız, kendi meselenizi orada konuşun” diyerek tepki gösterdi.

O anda ortalık karıştı…

Konuk Doç. Dr. Ali İhsan Ökten şaşırdı ama terbiyesini bozmadı, hatta gerekmediği halde özür de diledi.

Doktorlar; “Show” ustası Tatar’ı değil, konuk doktoru alkışladılar…

Hem de ayağa kalkarak…

Geçen Cumartesi günü, Kıbrıs Türk Sanayi Odası’nın Genel Kurulu vardı.

Ana muhalefet CTP’nin Genel Başkanı Tufan Erhürman kürsüde konuşuyordu…

Sözü, “TC-KKTC Mali İşbirliği Protokolü”ne getirdiğinde, Tatar yine dayanamadı ve oturduğu yerden “müdahale” ederek Erhürman’ın sözünü kesti.

“Burası Türkiye’yi eleştirmenin yeri değil” diye bağırdı.

Erhürman da, terbiyesini bozmadı. Hatta konuşmasını hemen bağlayıp salondan dışarıya çıktı.

Sanayiciler, “Show” ustası Tatar’ı değil, Erhürman’ı alkışladılar…

Bu son iki örnek gösteriyor ki Ersin Bey, işin ucunu kaçırdı, Kıbrıslı Türklere “yük” olmaya başladı…

Katıldığı toplantılarda öfkeleniyor, konuşmacıya müdahale ediyor, sözünü kesiyor, sonra da “durumu toparlamak” için Saray’dan saldırgan açıklamalar yapıyor…

Bu defa da öyle oldu…

“Özürü kabahatinden büyük” laflarla, yaptığını inkâr etti…

“Bağırmadım” dedi…

Oysa “hadise”ye şahit olan Meclis Başkan Yardımcısı;

“bağırdı, çağırdı” dedi.

Yaşananlara ne ad koyarsak koyalım, işin özünde “Türkiye’ye, Erdoğan’a laf ettirmem” korkusu var Bay Tatar’da…

Bu konularda AKP’nin “tavrı”nı ve beklentilerini çok iyi okuduğunu gösteriyor bize…

Bir anda, Erdoğan’ın başyaveri gibi davranması, Türkiye’ye toplu tüfekli saldırı yapılmış gibi ortalığı velveleye vermesi, aniden sergilediği gerilimli refleksler, bundan dolayı olsa gerek…

Böyle davranarak, kimleri mutlu edeceğini de çok iyi biliyor…

Üstüne üstlük, davranışlarının Ankara’da “yankı”lanması için “sosyal medya”yı tepe tepe kullanıyor…

Ne yazıktır ki Bay Tatar, topluma her gün yeni “saçmalık”lar yaşatıyor. Bundan dolayı da, özür dilemek yerine, yaptığı açıklamalarla yeni “gerginlikler” yaratıyor.

Keşke yalnızca “gerginlik”le sınırlı olsa yaptığı tahribat…

Toplum, her gün siyasetteki “standart”ları aşağıya çekmesinden bıkıp usandı…

Gerçek şu ki, CTP Başkanı Erhürman, Sanayi Odası Genel Kurulu’nda konuşurken, ülke sanayicilerini yakından ilgilendiren konuları ele almaktaydı.

“TC-KKTC Protokolü” elbette sanayicileri çok yakından ilgilendiriyordu…

TC’den bu ülkeye “kaynak aktarmada” yaşanan tıkanıklıklar elbette sanayicileri derinden etkiliyordu.

Erhürman’ın konuşmasında bu bağlamda hiçbir “fazlalık” yoktu, hatta eksiklikler bile vardı…

Ama ne diyor Sayın Tatar?

“Yanlış bir zamanlama ve doğru olmayan bir mekânda siyaset yapma gayesi vardır.”

Bay Tatar’ın bizi getirdiği son noktaya bakar mısınız?

Ülkenin ana muhalefet partisi başkanını “siyaset” yapmakla suçluyor…

Ana muhalefet partisi başkanının beynine girerek “gayesini” okuyor ve “ayar” çekmeye çalışıyor…

Tatar’a göre Erhürman’ın “zamanlaması” yanlış, hatta “mekân da doğru değil…”

Üstelik “konuşmasını da gereksiz yere uzatmış…”

Oysa aynı Tatar, aynı salonda, aynı toplantıda neler dedi neler?

Türkiye’ye gereksiz yere, ağdalı bir yağcılıkla “şükran”larını sundu. Hem de birkaç kez tekrarlayarak…

Büyük büyük rakamlarla TC’nin KKTC’ye verdiği “para”ları anlattı. 

Bol bol Avrupa Birliği’ne saldırdı. Bize yapılan haksızlıkların Avrupa Birliği merkezli olduğunu iddia etti. Hatta onları “entrikacı” diye niteledi.

Kısacası; sanayicilere kendi sorunlarına ilişkin hiçbir şey söylemedi. Yarattığı “hellim krizi”ni, engellediği Yeşil Hat ticaretini, sabote ettiği güven yaratıcı önlemleri anlatmadı…

Popülizm ve bağnaz milliyetçi, nefretçi söylemlerle hamaset yaptı…

Yani, kendisi toplumda karşılığı olmayan bir “siyaset”i her platformda dillendirecek, ama ana muhalefet lideri konuşamayacak…

Kısacası Bay Tatar yeni bir “kriz” daha yarattı… Siyaseti gerecek, gerginliği tırmandıracak fitili ateşledi…

CTP’den yapılan açıklamada haklı olarak değinildiği gibi, saygı sınırlarını da siyasetin etik değerlerini de aştı…

CTP’nin, Tatar konusundaki “ılımlı” söylemini “sertleştirmesine” yol açtı.

CTP’yi “Tatar, Kıbrıs Türk halkını temsil etmiyor… Derhal istifa etmelidir…” noktasına taşıdı…

Belli ki CTP’nin, 2020 Ekimi’ndeki “darbe”den bu yana sergilediği insan çatlatan “sabrı” artık tükendi…

Tatar’ın bizi temsil etmediğini yeni yeni fark etmeye başladı…

Ona “cumhurbaşkanı” olarak hitap etmekten vazgeçti…

Bir de istifasını talep etmeye başladı…

Tatar’ın “Türkiyeyi eleştiriyorsun” saldırısı, Erhürman’ın da “Hayır eleştirmiyorum” savunması ile başlattıkları yeni dönemde CTP Tatar’ı istifa ettirebilecek mi?

Sanmıyorum… O’nun ancak AKP’nin icazeti ile “görevden azli” söz konusu olabilir…

Birkaç ay içinde 3 tane Başbakan’ı evine gönderen AKP’nin, Tatar konusunda da bir “sürpriz” yapması her an olasıdır.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.